Beslenme Bozuklukları - Essstörungen

 

Beslenme bozuklukları genelde ergenlik ve gençlik çağında oluşur. Kadınlarda erkeklerden daha fazla izleiniyor. Vücut şekli algılaması (Körperschemastörung), ideal güzellik arayışı, toplumun değer yargıları (zayıflık= güzellik ve başarı) gibi yanlış inaçlar bu bozuklukları tetikliyor. Aynı şekilde: Depresyon, bunalım gibi duygulanım bozuklukları da önemli oluşum faktörleri arasında.

 

Anoreksia Nervosa, Bulimia Nervosa,

ve (sınıflandırılmamış olarak):

Adipositas (Obezite), Binge Eating (Tıkınma), Night Eating (Gece Yeme)

gibi hastalıklar en yaygın olanları.

 


Anoreksia Nervosa - Magersucht

Sebebler: Çeşitli faktörler anoreksia'nın oluşmasında etken olarak görülüyor. Bunların başinda: genetik yapı, sosyokültürel değerler, aile içi sorunlar, yaşanan 'kader darbeleri' yer alıyor. Psikolojik etken olarak: 'Kadın, yani zayıf cinsiyet' olmaya karşı tepki hissi, otonomi (ilişki ıle özgürlük arasında verilen mücadele), aile dinamiği ve kontrol altına alma gereksinimi gibi faktörler  vücut şekil algılamasını değiştiriyor. Bu değişim yeme alışkanlığını bozarak, kilo kayıplarına yol açıyor. Fiziksel değişimin ardından psikolojik denge de bozularak, yeme alışkanlıgının değişimini körüklüyor. Böylelikle bir kısırdöngü başlıyor ve ölüme kadar gidebilen kronik bir hastalık oluşuyor.

 

Semptomlar:(Body-Mass-Index =Kg / Boy2 (metre olarak) BMI değerinin 17,5'un altında olması. Zayıflamak amaçlı verilen gayretler: diyet, Spor, alınan ishal hapları vs..

Kilo verdiği için gurur duyma,  vücut şekil algılaması bozukluğu, şişmanlık kuruntusu, hastalığı kabullenmeme, depresyon, konsentrasyon bozuklukları vs.
Bedensel izlenimler: Amennorhoe (Hastanın adet görmemesi), hormon bozuklukları, vitamın eksikliğı, demir eksikliği, saç dökülmesi (ama vücutta kıllanma), karies oluşumu, kalp atışları bozuklukları, düşük tansiyon, kemik erimesi, kuru cilt, böbrek hasarı, yemek borusu hasarı, düşük vücut ısısı (üşümeler), güçsüzlük, kansızlık vs.
Bu hastalıkda, hasta ölebileceğini bildiği halde -ne kadar zayıf olursa, olsun- kendini şişman olarak görüyor. Müdahe edilmezse, hasta ölüyor.

 

Tedavi:
Paralel olarak iki yöntem uygulanıyor:
Klinikde: Burada hasta -eğer kilosu çok düşükse- yoğun bakım altında parenteral (damar yolu ile) yada nasoduodenal (burun üzerinden) besleniyor.

Amaç: hastaya haftalık olarak 0,5 ile 1 kg kilo arası kilo kazandırmak. Aynı zamanda gurup ve bireysel terapileri yolu ile psikolojik destek vererek,

hastanın vücut şekil algılaması bozukluğunu gıdermek.
Psikoterapi: Aneroxide psikoterapi hem kliniğe destek amaçlı, hem de klinik tedavisinden sonra geridönüşüm risklerini kaldırmak amaçlı uygulanıyor.
Terapi metodları: Bıreysel ve Gurup Terapisi, Psikoedukasyon, davranış terapisi ve aile Terapisi uygulanıyor. Bu Terapiler planlı ve disiplinli olarak,

hastanın kendisi ile olan kilo alıp almama konusundaki çelişkileri gidermek.

 


Bulimia Nervosa -  Ess- und Brechsucht


Bulimia Nervosa halk arasında 'Yeme- ve kusma atakları' (Ess- und Brechsucht) olarak bilinir. Aneroxia'dan daha sık ve genelde genç kız ve bayanlar'da görülür.

Anorexia'nın aksine hasta, kilosu normal, hatta hafif kilolu da olabiliyor. Hasta, Elbiseye sığmak, bikini giyebilmek, çekici olmak gibi güzellik ideallerine dayanarak 'fazla' kilolarından kurtulmaya çalışıyor. Zaman zaman hastada yemek yeme atakları oluşsa da, hasta yediğini -hemen ardından pişmanlık duyarak- rejime girme, istifra veya Laxansien gibi müshil ılaçları yoluyla çıkarmaya çalışıyor. Vermek istedikleri kilolar kendi hedefleriyle sınırlı kalıyor.

 

Belirtiler: Yeme ve kusma atakları, kilolara odaklanma, kilo alma korkusu, aşırı kilo kontrolleri, kilo almalara karşı önlem almalar, sıkça rastlanan madde bağımlılığı, adet düzensizlikleri, depresiyon vs. Bulimie hastaları genelde daha önceden Anorexıe hastalığı geçirmiş olması da sıkça rastlanan öntehşisler arasında yer alıyor.

 

Tedavi:
İlaçiarla: Hastaya SSRİ (Beyinde, Serotonin geri kazanımı bloke eden ilaçiar) eşliğinde...
Psikoterapi uygulanılıyor. Terapide hastanın beslenme alışkanlıkları değiştirilerek normalleştirmeye çaba gösteriliyor ve yanısıra hastanın özgüvenini tekrar kazanması sağlanıyor.
Terapi metodları: Davranış Terapisi ve Aile Terapisi

 


Obezite - Adipositas (Fettleibigkeit)

 

 

 

Obezıte çağımızın en sık görülen hastalığıdır. Genetik yapıdan, Hormonsal bozukluklardan oluşabildiği gibi (yağlı, yüksek kalorili, düzensiz beslenmeden) ve hareket yoksunluğundan oluşur. 'Aşırı şişmanlık' olarak da tanımlanabilir.

Tıbben hastalığın obezite olarak tanımlanabılmesı BMİ (Body-Mass-Index) değerinin 30 dan yukarı olması gerekir (kilo / boy m2). Alınan fazla kaloriler vücut tarafından kıtlık günleri için depolanır. Ne var ki, bu hiçbir zaman gerçekleşmediği gibi yağbezleri de giderek büyürler. Hasta şişmanladıkça, her işlemde  çabuk yorularak, gittikçe hareket etmekde zorlanrlar.Böylelikle -tedavi edilmezse- bir kısırdöngü başlıyor.


Üç derecesi var. 1. Derece BMI degeri 30 ıile 35 arası, 2. Derece 35 ile 40 arası ve 3. Derece 40 ve üstü olan (Adipositas Permanga veya Morbide Adipositas).


Komplikasyonlar: Aşırı kilolar beraberinde (Kalb- damar tıkanıklıkları, Diabetus Melitus Typ II yani şeker hastalığı gibi) ağır bedensel hastalıklara sebeb oldugu gibi; ağır depresyon, madde bağımlılığı gibi psikolojik sorunlar da beraberinde getirebiliyor.


Terapi:
Hasta her halukarda beslenme alışkanlıklarından vazgeçerek dengeli ve düzenli yemesi, ayrıca spor gibi etkinliklerle aldığı kalorileri harcaması gerekiyor. Burada en iyi danışmanınız bir doktor yada terapist olmalıdır. Reklamlarda görülen her zayıflatıcı ürünlere şüphe ile bakılmadılır.

Tıbben, sağlıklı kilo verme miktarı haftalık 0,5 ile 1 kilodur. Bu miktar göze az gelse de, bir senede -kalıcı olarak- 26 ile 52 kilo vermek demekdir.


Psikoterapi: Bilişsel davranış terapisi ile beslenme alışkanlıkları üzerine çalışılır.
Uzman doktor ve klinik: Birinci ve ikinci derece obezit hastalara diyet ve kalori ındirimi, bol hareket rejimi verilir. 3. derece obezite hastaları için: ameliyat yolu ile mideye balon yerleştirme, bağırsak kısaltma veya mide küçültme, yemek borusunu daraltma gibi cerrahi işlemler uygulanır.

Yağ aldırma (Liposuktıon) da alternatif yöntemdir. Sigortalar bu yöntemi karşılamadığı için özel kliniklerde yapılır. Bu kararı vermeden önce, mutlaka aile doktorunuzun fikrini almanızı öneririm.


İlaçlarla: Sibutramın ve Rimunabant (bu arada, bu ilaç Almanya'da piyasadan kaldırılmışdır)  iştah kesiciler / tok tucular verilse de, yan etkileri çok yüksek olduğu için tavsiye edilmiyor. Özellikle Kalp- Damar hastaları için!

Not:Son zamanlarda eczanelerden reçetesiz olarak Orlistat içeren ilaçlar almak mümkün. Bu ilaçlar mideye giren yağlarıın kısmen sindirilmesini sağlıyor. Ne var ki yan etkileri genelde ishal ve gaz üretme.


"Diyet hapları "beslenme alışkanlığı" değişmediği müddetçe, faydasızdır!"



Binge Eating:

Bulemia ile aynı. sadece istifra olayı yok. Hasta doyduğunu hissetmiyor, tıkanana kadar yiyor.

Psikolojik ise, davranış terapisi ile tedavi ediliyor.

Night Eating:

Gece yeme alışkanlığı. Davranış terapisi ile tedavi ediliyor.

Pica sendromu:

Yenir-yenmez herşeyi yeme alışkanlığı. (Kaşık, kağıt, kum, saç, plastik, cam  vs). Davranış terapisi uygulanıyor.